2 Temmuz 2016 Cumartesi

5. Roma Türk Film Festivali başladı

Bu yıl 5'incisi düzenlenen Roma Türk Film Festivali, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda gerçekleşen terör saldırısı sebebiyle sade bir tören ve “Annemin Yarası” filminin gösterimiyle açılış yaptı.

Bu yıl 5'incisi düzenlenen Roma Türk Film Festivali, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda önceki gün gerçekleşen terör saldırısı sebebiyle sade bir tören ve “Annemin Yarası” filminin gösterimiyle açılış yaptı.

Roma'da ilki 2011 yılında yapılan ve o günden bugüne gelenekselleşen Roma Türk Film Festivali'nin 5'incisi, Roma'nın ünlü Villa Borghese bahçeleri içindeki Casa Del Cinema salonlarının ev sahipliğinde, Başbakanlık Tanıtma Fonu'nun desteği, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkıları ve Türkiye'nin Roma Büyükelçiliği işbirliğiyle hayata geçti.

İstanbul Atatürk Havalimanı'nda önceki gün meydana gelen terör saldırısı sebebiyle festival, öncekilerin aksine bu yıl çok daha sade bir törenle kapılarını Romalı sinemaseverlere açtı. Oyuncu Melike Yalova'nın Casa del Cinema'nın açık hava sinemasında sunuculuğunu yaptığı tören, İstanbul'daki terör saldırılarında yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşu ile başlarken, onursal başkan Ferzan Özpetek, Türkiye'nin Roma Büyükelçisi Aydın Adnan Sezgin ve Casa Del Cinema Direktörü Giorgio Cosetti kısa birer açılış konuşması yaptı.

Özpetek, terör saldırısından dolayı bu yılki festivali hiç yapmamayı da düşündüklerini ama sonunda daha sade bir şekilde gerçekleştirme kararı aldıklarını belirterek, bu yılki festivalde öncekilerin aksine gösterilen filmlerin oyuncularının aralarında bulunmadığını söyledi.

Büyükelçi Sezgin de barbarlara karşı en iyi yanıtın kültür ve sanatla verilebileceğini anlatarak, terör saldırısından sonra kendilerine büyük destek veren İtalyanlara teşekkür etti.

Konuşmaların ardından 18 yaşına geldiğinde kayıp ailesini bulmak için yetimhaneden ayrılan Salih'in umudun peşindeki hikayesini konu alan, başrollerinde Meryem Uzerli, Ozan Güven, Bora Akkaş ve Belçim Bilgin'in bulunduğu “Annemin Yarası” filmi gösterildi.

İlginin yüksek olduğu festivalin açılış gecesine, Roma Türk Film Festivali Onursal Başkanı Ferzan Özpetek, Festival Başkanı Serap Engin, Türkiye'nin Roma Büyükelçisi Aydın Adnan Sezgin, Azerbaycan'ın Roma Büyükelçisi Mammad Ahmadzada, festivalde gösterilecek Venedik Jüri Özel Ödüllü Abluka filminin yönetmeni Emin Alper, oyuncu Deniz Çakır, Annemin Yarası filminin yapımcısı Zümrüt Arol Bekçe ve çok sayıda sinemasever katıldı.

"Bu, Türk ve İtalyan halklarını birbirlerine yaklaştıran bir etkinlik"

Türkiye'nin Roma Büyükelçisi Aydın Adnan Sezgin de bu yılki festivali İstanbul'daki olaydan ötürü çok buruk bir şekilde açtıklarını dile getirerek, “Bu festival bir gelenek haline geldi ve Türkiye-İtalya kültürel ilişkileri zemininde çok önemli bir yer edindi. Bunun aynı zamanda bir şölen, bayram havası vardı. Tabi o bayramı kutlayamıyoruz. Ama bu önemli kültürel faaliyetle 2 gün önce İstanbul'da gerçekleştirilen barbarlığa bu yönde bir cevap vermiş olacağız. Bu, Türk ve İtalyan halklarını birbirlerine yaklaştıran bir etkinlik. İtalyan halkı da son olaydan sonra Türkiye ile çok kuvvetli bir dayanışma sergiledi.” diye konuştu.

30 Haziran 2016 Perşembe

Sinema seyircisi arttı

Türkiye genelinde sinema seyirci sayısı geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 3,2 artarak 57 milyon 148 bin 11 kişi oldu.

Türkiye genelinde sinema seyirci sayısı geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 3,2 artarak 57 milyon 148 bin 11 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "Sinema ve Tiyatro İstatistikleri 2015"i yayımladı.

Buna göre, Türkiye genelinde sinema salonu sayısı 2015 yılında, 2014 yılına göre yüzde 8,6 artarak 2 bin 356 oldu. Bu dönemde sinema salonlarındaki koltuk sayısı yüzde 7,7 artarak seyirci kapasitesi 297 bin 610'a ulaştı.

Sinema seyirci sayısı söz konusu dönemde yüzde 3,2 artarak 57 milyon 148 bin 11 kişiyi buldu. Yerli film seyirci sayısı yüzde 2,2 artarak 31 milyon 661 bin 600 kişi olurken, yabancı film seyirci sayısı yüzde 4,5 artarak 25 milyon 486 bin 411 kişiye çıktı.

Aynı dönemde gösterilen film sayısı yüzde 18,4 artarak 49 bin 151'e yükseldi. Gösterilen yerli film sayısı ise yüzde 26,4 artarak 21 bin 494 olurken, yabancı film sayısı yüzde 12,8 artarak 27 bin 657 olarak gerçekleşti.

Sinema salonu bulunan il sayısı 2015 yılında 74 olarak kaydedildi. Sinema salonu bulunmayan iller Ardahan, Bayburt, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Sinop ve Şırnak olarak kayıtlara geçti.

Tiyatro salon sayısı arttı

Tiyatro salon sayısı 2014-2015 sezonunda, 2013-2014 sezonuna göre yüzde 17,7 artarken, tiyatro salonu koltuk sayısı yüzde 2,9 azaldı. Buna göre, 2014-2015 sezonunda tiyatro salon sayısı 719 olurken, tiyatro salonu koltuk sayısı 258 bin 932'i buldu.

Sezonlar itibarıyla karşılaştırıldığında 2014-2015 sezonunda, 2013-2014 sezonuna göre tiyatro salonlarında oynanan eser sayısı yüzde 2,8 artarak 6 bin 825'e ulaştı. Tiyatro salonlarında oynanan yerli/telif eser sayısı geçen sezona göre yüzde 3,4 artarken, oynanan yabancı/çeviri eser sayısı yüzde 0,6 azaldı.

28 Haziran 2016 Salı

Mustafa Ceceli'den Ramazan konseri

Bursa'da ‘Şehr-i Ramazan' programı kapsamında Merinos Park'ta sahne alan sanatçı Mustafa Ceceli, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.

Son yılların en başarılı seslerinden olan ünlü sanatçı Mustafa Ceceli, Bursalılarla buluştu. Ceceli, en güzel şarkılarını hayranları ile birlikte seslendirdi. Programında ilahilere de yer veren Ceceli, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı. Gecenin sonunda Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Rıfat Bakan, günün anısına ünlü sanatçıya çiçek verdi. YUNUS ÖRS Bursa

25 Haziran 2016 Cumartesi

Aşkın her hali bu filmde

Son ayların gündemi en çok meşgul eden konularından 'vize sorunu' beyazperdede. Ekim ayında başlayacak çekimlerin 4 haftada tamamlanması planlanıyor. Filmin yapımcılarından Serhat Öztürk, çekimler boyunca temel mottolarının 'Gözümün ucundasın, elimi uzatsam tutar mısın?' söylemi olacağını söyledi.

Son ayların önemli konusu “vize sorunu”nu bir aşk hikayesi üzerinden sinemaya uyarlayan filmin yapımcıları Serhat Öztürk ve Deniz Şafak “Akasya Mevsimi” filmi hakkında konuştu. Filmin cast çalışmaları ve çekimlerin başlayacağı tarih hakkında bilgi veren Öztürk, 'Çekimlere Ekim ayının ikinci haftası Antalya'nın Kaşilçesinde start vermeyi planlıyoruz. Toplamda 4 hafta kadar sürecek çekimlerde iki ülke arasında mekik dokuyacağız. Yunanistan'ınMeis adasında final yapacak sahneler için uzun bir hazırlık dönemi geçirdik.' şeklinde konuştu.

'SÜRPRİZİ KAÇMASIN'

Filmin oyuncu kadrosu hakkında bilgi vermekten kaçınan Öztürk, 'Türk sinemasının önemli isimlerinin yanında genç yıldızlara da yer verdik. Ancak sürprizi bozmamak adına bu isimleri daha sonra açıklamayı doğru buluyorum' dedi.

'ULUSLARARASI PLATFORMDA BAZI SORUNLAR ÇIKABİLİYOR'

Filmin bazı sahnelerinin Yunanistan'ın Meis adasında çekileceğini hatırlatan yapımcılardan Deniz Şafak,'Gündem hepinizin malumu. Böyle işlerde iki ülke arasında izinler ve diğer prosedürler noktasında bazı sorunlar yaşanabiliyor. Ufak tefek pürüzler her zaman çıkabiliyor. Ancak senaryoya ve ekibe inancımız tam. Dolayısıyla bu pürüzleri çekim tarihe kadar aşacağımızı ümit ediyoruz.' açıklamasında bulundu.

KAŞ

NASIL ÇIKTI BU "AKASYA MEVSİMİ"? İSİM KULAĞA HOŞ GELİYOR. BİRAZ AÇAR MISINIZ?

Bu soruyu yanıtlayabilmem için karakterlerimizden kısaca bahsetmem lazım. Filmde, Antalya'nın "Kaş" ilçesinde yaşayan "Rüzgar" adında bir gencimiz var. Bu genç, biraz delidolu, başına buyruk, kontrolü zor bir karakter. Annesinin de dediği gibi "Adı gibi Rüzgar". Çok genç yaşlarda babasını kaybeden Rüzgar, annesi ile yaşamaktadır.

Öte yandan Meis Adası'nda yaşayan bir Yunan kızımız var. Adı "Akasya" kızımız, gülüşüyle yürekleri yakan, utangaç, içine kapanık bir karakter. Kızımız da annesiz kalmış, Rüzgar'ın tam tersi babasıyla büyümüş.

"Akasya Mevsimi" isim olarak, kızımız ile gencimiz sınır tanımayan aşkına atıfta bulunan tam da "Akasya ağacı"nın çiçek açtığı döneme denk gelen bir zamanda geçiyor.

MEİS ADASI

RÜZGAR VE AKASYA FİLMDE NASIL BİR AŞK YAŞAYACAK?

Filmde Rüzgar'ın Akasya'ya ulaşabilmesi biraz zahmet gerektirecek. Zor olan her zaman kıymetlidir. Sadece diyeceğim bu kadar gerisini filmde hep birlikte göreceğiz.

NEDEN ALMANYA, İSVİÇRE GİBİ TÜRKLERİN YOĞUN YAŞADIĞI ÜLKELERDEN DEĞİL BU "AKASYA"?

Ben Kaş'a ilk gittiğimde Kaş'ın karşısında bulunan Meis Adası'nı çıplak göz ile görebildim. Bu adanın hangi ada olduğunu sorduğumda Yunanistan'ın "Meis Adası" olduğunu söylediler. Çok şaşırmıştım. Meis Adası'na da geçtiğimde aslında birbirimizden hiç de yabancı olmadığımızı fark ettim. Camii, Ege'mizdeki güzel Rum evleri, bana hiç yabancı gelmedi. Ulaşımı bu kadar kolayken, geçmişte iç içe yaşadığımız dönemin izlerini taşıyorken, buraya gelmek için vize almam bana saçma geldi. Bu yüzden, örneklemeyi uzaklarda aramaya gerek duymadık ve hemen burnumuzun dibine bakmaya karar verdik.

FİLMDEN GİŞEDE NASIL BİR BEKLENTİNİZ VAR?

Öncelikle bu filmi her ne kadar zor şartlarda da çekecek olsak, gişe kaygılı bir film yapmayacağız. Buradaki amaç, insanların yaşadığı ve hep içinden haykırdığı "Oraya neden ben de gidemiyorum" düşüncesine tercüman olmak ve bu sorunu aşk temalı bir film üzerinden anlatmak.

23 Haziran 2016 Perşembe

Hak-İş'ten ‘emek' temalı kısa film projesi

Hak-İş tarafından “Kısa Film Uzun İş” sloganıyla 2012 yılında başlatılan ve bu yıl beşincisi gerçekleştirilecek olan “emek” temalı uluslararası kısa film yarışmasının tanıtımı yapıldı.

Festivale 115 ülkeden 2 bin 800 yönetmen 3 bin 346 film ile katılım sağlayacak. Festivalle ilgili konuşan Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Aslan, festivali ulusal ve uluslararası alanda yürüten iki ayrı ekipleri bulunduğunu belirtti. Aslan, 115 ülkeden 2 bin 800 yönetmenin 3 bin 346 film başvurusu yaptığını belirterek, başvuruların sürdüğünü vurguladı. Festivale Amerika'dan 321, Hindistan'dan 241, İran'dan 231, İngiltere ve Fransa'dan 150'şer, İspanya'dan 121, İtalya'dan 129, Türkiye'den 89, Rusya'dan 84, Brezilya'dan 85, Kanada'dan 83, Almanya'dan 82 ve diğer ülkelerden toplam bin 581 film başvurusu yapıldı. Kısa Film Yarışması kapsamında, birinci olan filme 10 bin, ikinciye 5 bin, üçüncüye ise 2 bin 500 lira ödül verilecek.

21 Haziran 2016 Salı

Osmanlı eserleri yok oluyor

Osmanlı'nın mimari inşalarının bulunduğu Makedonya'daki birçok tarihi eserin harabeye dönüşmesi konusunda Kalkandelen Müftüsü Prof. Dr. Kani Nesimi hassasiyet gösterdi. Makedonya'daki Türk-Osmanlı eserlerinin bakımsızlıktan yok olmaya yüz tuttuğunu söyleyerek, Müslümanlara ve tarihi eserlere ilgi gösterilmesini beklediklerini dile getirdi.

Makedonya'nın Kalkandelen Müftüsü Prof. Dr. Kani Nesimi, bölgelerindeki tarihi ve dini öneme sahip Osmanlı miraslarının hızla yok olmaya başladığını söyledi. Nesimi, Türkiye ile Makedonya'nın işbirliği yaparak bu eserlerin yaşaması adına gerekli çalışmaları sağlamalarını istedi. İstanbul Eyüp Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Balkan İftarları' etkinlikleri çerçevesinde Kalkandelen'de ünlü Harabati Tekkesi'nde Zaman muhabirinin sorularını yanıtlayan Nesimi, Balkanlar'daki Osmanlı eserlerinin korunması ve onarımı konusunda Türkiye'nin ciddi yardımları bulunduğunun altını çizerken yine de birçok olumsuzluk yaşandığını ve geçen süreçte eserlerin yok olmaya devam ettiğini aktardı.

‘MÜSLÜMANCA YAŞAMAK ZORDUR'

Müslümanların gündelik hayatlarında inançlarından dolayı bazı bölgelerde ciddi sorun yaşadıklarına dikkat çeken Nesimi, Müslümanların yoğun olduğu Üsküp ve Gostivar'da sorun olmadığını ancak Manastır, İştip ve Ustrumca'da sıkıntı yaşandığını anlattı. Makedonya devletinin bu bölgelerdeki Müslümanlarla ilgilenmesini isteyerek şunları söyledi: “Bölgelerdeki kardeşlerimizin ekonomik anlamda ve eğitim konusunda gelişimleri diğerlerine göre daha zayıf. Müslümanların inanç, eğitim ve ekonomik açıdan yer yer engellendiğine tanık oluyoruz. Devlet bu tutumlara izin vermemeli. Ayrıca yeni camilere geçilmesi ve eskilerin restore edilmesi ile ilgili sorun yaşıyoruz. Makedonya bizim de devletimiz.”

‘FATİH'İN KÖPRÜSÜ GÖLGELENDİ'

Nesimi, Makedonya'nın bazı bölgelerinde Osmanlı köprülerini gölgelemek için heykellere ve camilere yönelik kilise ile minarelere karşı haç dikildiğini belirtti. Makedonya Müslümanlarının değerlerine ve tarihine saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak Fatih Sultan Mehmet'in 1451'de Üsküp'te Vardar Nehri'nin üzerinde yaptırdığı tarihi köprünün çevresine birçok heykel konulduğunu söyledi. Nesimi, “Makedonya'da kimi yöneticiler komünizm zihniyeti ile hareket ediyor. Genelde kiliselerin desteği ile hükümet olan bir parti var. Anlayışı ise buradaki insanları Ortodokslaştırmak. Bu nedenle birçok yerde kilise ve haç görüyoruz. Camileri de inşa etmeye müsaade etmiyorlar. Pirlepe'de 2000'de yakılan caminin onarımına tüm başvurulara rağmen izin çıkmadı. Mücadelemiz de karşılık bulmuyor. Türkiye'nin güçlü siyasetle çözüme katkı sağlamasını bekliyoruz.”

‘BEKTAŞİLER BİZİM İNSANIMIZDIR'

Makedonlarda Helenizm korkusu bulunduğuna değinen Nesimi, “Burada Helenizm diye korku ve endişe yok. Helenizm, politika malzemesi edilen bir şey. Biz bunu burada görmüyor ve hissetmiyoruz. Bektaşi topluluğu bizim insanımızdır. Müslüman olarak dinen ve milleten birlikte yaşamak zorundayız.” dedi.

TÜRKİYE'DEN İLGİ BÜYÜK!

Türkiye'nin bölgeye ilgisini överek ciddi destek gördüklerini belirten Nesimi, “TİKA ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce birçok çalışma yapılıyor. Makedonya'nın bazı noktalarında çürümeye yüz tutmuş camilerle kimi yapıların restorasyonu konusunda Türkiye'nin ciddi gayreti var. Bu bizi heyecanlandırıyor. Kalkandelen'deki Alaca Camii'nden tutun da Üsküp, Tetova, Gostivar, Manastır'da çok yoğun onarım gerçekleşiyor. Harabati Tekkesi ile ilgili de restorasyon bekleniyor. Ancak tekkenin İslam Birliği'ne tam olarak geçmesi için resmi süreç uzadı ve henüz tamamlanmadı.” ifadelerini kullandı.

9 Haziran 2016 Perşembe

Avusturya'da sığınmacılar için sanatsal eylem

Avusturya'nın başkenti Viyana'da iki insan hakları aktivisti, sığınmacılara destek olmak ve hükümetin sığınmacı karşıtı politikalarını protesto etmek için "açık piyano" adını verdikleri eylem yaptı.

Protesto kapsamında, insan hakları aktivisti Udo Felizeter ve Nico Schwendinger, her gün yüzlerce insanın geçtiği Museumsquartier Meydanı'na piyano getirdi.

Nijeryalı mülteci Marcus Omofuma anısına dikilen heykelin etrafında gerçekleştirilen eylemde, piyano yoldan geçenlerin kullanımına sunuldu.

Sığınmacılara destek olmak ve hükümetin sığınmacı karşıtı politikalarını protesto etmek için yapılan eylemde, yoldan geçen ve piyano çalmayı bilenler çevredekilere açık hava konseri verdi. Piyano konserleri, çevredekiler tarafından ilgiyle izlendi.

"Gelenler çok küçük bir yüzdeyi oluşturuyor"

Eylemi organize eden Felizeter, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mülteciler için "açık piyano" adını verdikleri projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, "Piyanomuz cadde ortasında herkese açık, herkes tarafından ulaşılabilir ve herkes hem çalabilir hem de dinleyebilir. Biz piyanoyu herkesin sevdiğini düşünüyoruz. Müzik, küresel bir dil olduğu için mülteciler ve dünya arasında bir ilişki kurmak istedik. Müzik herkesi birleştirebilir." dedi.

Sınırlardaki kontrollere, sıkılaştırılan sığınmacı yasalarına ve sınır dışı etmelere karşı olduklarını kaydeden Felizeter, "Sert sığınmacı politikalarına karşıyız. Sınırların kapatılması doğru değil. Herkes insandır. İhtiyacı olan herkesin sınırlardan geçmesine izin verilmelidir. Hep birlikte yaşayabiliriz. Avrupa ülkeleri, isterlerse birlikte topluca bu sorunu çözebilir. Gelenler çok küçük bir yüzdeyi oluşturuyor ve bunun yönetilebilir olduğunu düşünüyoruz." diye konuştu.